logo

Anda Kalmak ve Samadhi

Günümüzün getirdiği dijitalleşme ile her gün epostalar, smsler, bildirimler gibi birçok uyarana aynı anda maruz kalıyoruz. Bunun bir adı var: çoklu görev ya da İngilizcede dendiği gibi multitasking. Eskiye kıyasla çok daha fazla bilgiye, çok daha hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyoruz. Ancak ne pahasına?

Aynı anda birçok işi yapan süper kahramanlar

2020 yılında Japonya’da yapılan bir araştırma sağlıklı insanların dinleme hali ile çoklu göreve maruz kaldıkları halleri kıyaslayan bir çalışma, dışarıdan gelen uyaranlar karmaşıklaşıp, arttıkça deneklerin beyinlerindeki dorsal/ arka dikkat sistemindeki dikkat endeksinin azaldığını gösteriyor. Dorsal dikkat sistemi beyinde istemli olarak yapılan işlemlerde kullanılan dikkat ağı olarak kabul ediliyor. İstemli dikkati aslında içinde belli miktarda su olan bir bardak olarak düşünebilirsiniz. Dolayısıyla dikkatinizi aynı anda ne kadar çok uyarana verirseniz, suyun miktarı kısıtlı olduğu için, verilen dikkatin miktarı yani kalitesi de düşüyor olacaktır.

Stanford üniversitesine 2009 yılında yapılan bir araştırma bu durumu çok anlaşılır bir şekilde şu şekilde ifade ediyor: “Beyin çoklu görev gerçekleştirmez, onun yerine bir görevden (şu an okumakta olduğunuz bu yazı) diğerlerine (aniden gelen whatsapp bildirimi) sırasıyla dikkatini hızlıca dolaştırır.” Ortaya konulan diğer bir konu ise bu şekilde çalışmaya alışmış beynin, yaşamın diğer alanlarında da bu şekilde çalışmaya devam etmesidir yani tek bir şeyle ilgilenmeleri istendiğinde bile artık dikkatlerini bu tek yöne vermeyi başaramamasıdır.

Beynimizi yeniden kurgulayabilir miyiz?

Uyaranların bizi çektikleri yerlere gitmek zorunda değiliz. İstersek beynimizi yeniden kurgulayabiliriz. Bundan yaklaşık 60 yıl öncesine kadar beynin yapısal veya fizyolojik değişikliklere uğrama yeteneğinin çocukluktan sonra mümkün olmadığına dair bir kanı vardı. Her ne kadar 1793 yılında İtalyan anatomist Michele Vicenzo Malacarne ve sonrasında da 1890 yılında William James tarafından plastisitenin olabileceği öne sürülmüş olsa da nöral plastisite terimi ilk defa sinirbilimci Jerzy Konorski tarafından kullanıldı. Sonrasında yapılan araştırmalar ve özellikle de ünlü sinirbilimci Michael Marzenich tarafından yapılan çalışmalar beynin insanın son anlarına kadar bile nöroplastisiteye sahip olduğunu yani sinirlerin kendini yeniden yapılandırabildiğini gösterdi. 

Nereye varmak istiyoruz?

İşte tam olarak bu noktada kendimize sormamız gereken soru şu:

Nereye varmak istiyorum?

Meditasyon üzerine sayısız çalışma yapan, Sağlıklı Zihinler Merkezi’nin kurucusu ünlü sinirbilimci Richard Davidson ve Duygusal Zeka kitabı ile tanınan ve yine meditasyon üzerine çalışan psikolog Daniel Goleman’ın Karakteri Değiştirmek kitabında bu konu şöyle anlatılıyor.

Harikalar diyarında kaybolan Alice Cheshire Kedisi’ne sormuştu: “Hangi yola gitmeliyim?”

Kedi cevapladı: “Bu nereye varmak istediğine bağlı.”

Eğer aldığımız kararları olabildiğince bilinç düzeyine çıkarmak, uyaranların elinde etki alanından çıkmak ve anı yaşamak istiyorsak… bunun için yüzyıllardır uygulanan ve etkileri bilimsel olarak da kanıtlanmış bir yol var: meditasyon.

Meditasyon etkisi nedir?

Yine bahsetmiş olduğumuz Karakteri Değiştirmek kitabında seçilen bir yolla veya örneğin nefes gibi belli bir hedefe doğru dikkati sürdürme egzersizlerinin beyindeki dikkat ağları üzerinde, “uyanıklık” olarak da adlandırabileceğimiz, kalıcı etkileri olduğunu göstermektedir. Yine meditasyon üzerine yoğun bir şekilde çalışan ünlü sinirbilimci Clifford Saron ve Budist düşünür, yazar, bilim insanı Alan Wallace’ında içlerinde bulunduğu bir dizi akademisyen 2010 yılında 3 ay boyunca günde beş kez nefese odaklanarak yapılan bir meditasyon etki analizi çalışması düzenlediler. Katılımcılar çalışmanın başında, ilk ayın ardından, 3. ayın sonunda ve 5 ay sonra incelendiler. Sonuç olarak ise ilk ayın başından itibaren katılımcıların görsel dikkatlerinde artış görüldü.

Beyin egzersizleri gerekli midir?

Sağlıklı olmak ya da istediğimiz vücut şekline kavuşmak için spor yapmamız gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Eğer yediklerimize dikkat etmezsek ve düzenli spor yapmazsak göbeğimizin sarkmaya başladığını ya da sırtımızın ağrımaya başladığını görüyoruz. Bunların hepsi beynimiz ya da daha doğrusu Dalai Lama’nın ifade ettiği gibi zihnimiz için de geçerli çünkü nöroplastisite yani sinirsel şekillendirebilmenin olduğunu biliyoruz. 

Sanskritçede samadhi olarak adlandırılan, dikkatin dağılmadığı, odaklanmaya tamamen daldığı bu bilinç evresine ulaşma yoluna girmeyi seçebiliriz ve anı yaşayarken evrenle bir olmayı tadıp bu birleşmeyle gelen mutluluk ve huzur halini deneyimleyebiliriz. Belki o zaman Orhan Veli’nin aşağıdaki “Deniz” şiirinde anlattığı gibi, bizi çağıran mesajlar, uyaranların sesini dinlemek yerine, denizin ya da kayıkların farkında olabiliriz.

Ben deniz kenarındaki odamda,
Pencereye hiç bakmadan
Dışardan geçen kayıkların
Karpuz yüklü olduğunu bilirim.

Deniz, benim eskiden yaptığım gibi,
Aynasını odamın tavanında
Dolaştırıp beni kızdırmaktan
Hoşlanır.

Yosun kokusu
Ve sahile çekilmiş dalyan direkleri
Sahilde yaşayan çocuklara
Hiçbir şey hatırlatmaz.

Kaynakça

Goleman. D, Davidson. R. (2019). Karakteri Değiştirmek. İstanbul: Kuzey Yayınları.

Kobayashi, K., Oishi, N., Yoshimura, S., Ueno, T., Miyagi, T., Murai, T., & Fujiwara, H. (2020). Relationship between media multitasking and functional connectivity in the dorsal attention network. Scientific reports, 10(1), 1-10.

Ophir, E., Nass, C., & Wagner, A. D. (2009). Cognitive control in media multitaskers. Proceedings of the National Academy of Sciences, 106(37), 15583-15587.

MacLean, K. A., Ferrer, E., Aichele, S. R., Bridwell, D. A., Zanesco, A. P., Jacobs, T. L., ... & Saron, C. D. (2010). Intensive meditation training improves perceptual discrimination and sustained attention. Psychological science, 21(6), 829-839.

Elif Kahraman kimdir?

1983 yılında dünyaya geldi. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Galatasaray Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudu.

Bilinçaltı ile tanışması üniversitenin kütüphanesinden alıp okuduğu Freud’un Rüyaların Yorumu kitabı ile başladı. O dönem mühendisliğe, istatistiğe ve özellikle de iş dünyasının nasıl işlediğine dair duyduğu merak, onu kurumsal hayata taşıdı. 15 yıl boyunca yerli ve uluslararası birçok şirkette yöneticilik yaptı. Dans etmeyi ve resim yapmayı çok seviyor.

Elif İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Almanca konuşabiliyor. Ancak insanların sözlüden çok sözsüz iletişim kurduğunu biliyor.

Elif’in uzun zamandır içinde taşıdığı psikoloji ve sinirbilim ilgisi onu 2020 yılında Üsküdar Üniversitesi’nde Nöromarketing yüksek lisansı yapmaya yönlendirdi.  İnsanların nasıl düşündüklerini, kendilerini nasıl ifade ettiklerini ve karakterlerini nasıl değiştirebileceklerine dair öğrendiklerini çeşitli platformlarda paylaşmaya devam ediyor.

Elif akademik ve kurumsal hayatına ek olarak aynı zamanda da ikiz erkek çocukları annesi.